Trigeminal nevralji, yüzün genellikle bir yarısında (bazen iki taraflı olabilir) çok şiddetli, şimşek çakar, bıçak saplanır tarzda ağrı ve uyuşmanın olduğu bir hastalık. İsmini yüzün duyu hissini taşıyan trigeminal sinirden alıyor. Türkiye’de her yıl 3200 kişi bu hastalığa yakalanıyor. Hastalığın kadınlarda yaklaşık 2 katı sıklıkla görüldüğünü söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kaya Kılıç, “Trigeminal nevralji, her yaşta ortaya çıkabilir ancak en sık 50 yaş üzerindeki insanlarda görülüyor” diyerek halk arasında ‘delirten’ veya ‘intihar ettiren’ hastalık adıyla bilindiğini söyledi.

EVDEN ÇIKAMAZ HALE GETİRİYOR

Trigeminal nevraljinin nedeni, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin beyinde sıkışması ve ezilmesi. Bu sıkışmanın en sık sebebi ise insanın kendi damarları olmakla beraber son yıllarda kendisinden sıkça bahsedilen MS (multiple skleroz), beyin tümörleri gibi durumlar da bu hastalığa yol açabiliyor. Hasta yüzünde; kulak, göz, dudaklar, burun, kafa derisi, alın, dişler ve çene gibi bölgelerde şimşek çakar gibi, bıçak saplanır gibi çok keskin ağrılar hissediyor. Bu ağrı yüz yıkama, yüze dokunma, soğuğa maruz kalma, diş fırçalama, konuşma, tıraş olma, yemek yeme gibi eylemlerle başlayıp, şiddetlenebiliyor. Hatta ağrılar zamanla dayanılmaz hal alıp, hastayı yemek yiyemez, konuşamaz, evden dışarı çıkamaz hale getirebiliyor.

MİGREN DİYEN DE VAR, KAS HASTALIĞI DİYEN DE!

Bu çok şiddetli yüz ağrısının çeşitli hastalıklarla karıştırıldığını söyleyen Prof. Kılıç, “Özellikle diş ağrısına benzediğinden yanlışlıkla dişleri çekilen hastalar çok sıktır. Hastalar bu diş çekimlerinden elbette fayda görmezler. Hatta diş çekimi sonrası ağrıları artan hastalar da olabilir. Bunun dışında migren, kas iskelet hastalıkları ile de sıklıkla karışır. Teşhisi zor olduğu için senelerce psikiyatrik tedavi alan hastalar bile var. Hatta bu hastalar yakınları tarafından ‘Senin ağrından bıktık’ diyerek dışlanabiliyorlar” diye konuştu.

DOKTOR SARA İLACI YAZARSA ŞAŞIRMAYIN

Hastaya öncelikle ilaç tedavisi uygulandığını, normal ağrı kesici ilaçlar yerine epilepsi (sara) hastalarında kullanılan ilaçların tercih edildiğini dile getiren Kılıç, hastalığın tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:

“Ne yazık ki ülkemizde ‘Doktora gittim, ağrı kesici yerine sara nöbeti ilacı verdi, ben bu ilacı kullanmam’ diyerek ilacını kullanmayan hastalar mevcuttur. Düşük dozlarda başlanan bu ilaçlar arttırılabilir. Hatta tek ilaçla fayda görmeyen hastalarda ek olarak başka ilaçlar da başlanabilir. Hastaların büyük bir bölümü ilaç tedavisinden fayda görür ancak fayda görmeyen hastaların, dayanılmaz ağrılar yüzünden hayatları altüst olur. Yaygın kanının aksine, ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda radyofrekans (siniri yakma), balonla sıkıştırma ya da ışın tedavisi gibi çözümler bu hastalıkta üçüncü sıradadır.

REKLAM

‘’Yağlar tüm canlı formların canlılık fonksiyonlarının, büyümenin ve güneşi kullanabilmenin hâkim şartıdır. Yanlış yağlarla (rafine yağlar) tahrip edilmiş bir insana vitamin, mineral, iz minareller, vs. ile yardımcı olabilme imkânı yoktur. İnsanlara yardımcı olmak istiyorsak, vücuttaki tahribatın sebeplerini (rafine yağlar) görmeliyiz.’’ Dr. Johanna Budwig’in KANSER Problem ve Çözümü isimli eserinden tercüme!

BOŞ YERE AĞRI ÇEKMEYİN ÇÖZÜMÜ KOLAY

Yani ilaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda öncelikli olarak ameliyat düşünülür çünkü diğer girişimsel yöntemlerde amaç sinire ‘hasar’ vererek ağrıyı azaltmaktır. Oysa ameliyatın amacı sinire bası yapan damarı sinire zarar vermeden uzaklaştırarak ağrıyı yok etmektir. Trigeminal nevraljinin tek kalıcı çözümü mikrovasküler dekompresyon diye adlandırılan ameliyattır. Ameliyat; kulağın arkasından yapılan küçük bir kesiden mikroskop eşliğinde yapılır. Kafatasında ufak bir delik açılır ve siniri sıkıştıran damar bulunarak sinir ile damar arasına tampon görevi görecek teflon malzeme konur ya da bu sıkıştıran damar kesilerek ameliyat 4 saatte tamamlanır. Hastalar ameliyat sonrası hafif baş ağrısı dışında sorun yaşamadan 3 gün içinde taburcu edilir.”

KAYNAK: ntv.com

NOT: Sağlık ve Sen oklarak ilaçları çok nadir istisnalar dışında (mantar, bakteri, virus, parazit, hastane mikropları ki bunların da öncelikli olarak ilaçsız olarak tedavi edilmesi denenmeli) kullanılmaması gerektiğini, ilaçların verdiği söylenen sözde faydaların kat be kat fazlasıyla zarar verdiğini söylüyoruz. Her ameliyatın vücut için bir yaralama olduğunu ve zararsız olamayacağını bilmeniz gerekiyor. Ameliyatların da büyük çoğunluğu gereksizdir ve ticari menfaatler sebebiyle yapılmaktadır. Dolaysıyla parola:

“Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam” dır.